Beyin pilleri insan beyni içerisinde herhangi bir noktaya elektrik akımı verilerek, elektrik akımı verilen bölgedeki beyin hücrelerindeki elektriksel aktiviteyi uyarabilmeyi ya da baskılayabilmeyi sağlayan cihazlardır.
Beyin pili ameliyatı için, kişinin yaşı tek başına bir kriter değildir. Hastanın ilaçlara verdiği cevap, zihinsel durumu ve beynin anatomik yapısı gibi pek çok faktör ameliyat kararını belirlemektedir. Bazı durumlarda genç yaştaki bir hastaya ameliyat önerilmezken, daha ileri yaştaki hastalar için önerilir.
Günümüz teknolojisi, yeterli bilgi ve donanımı olan merkezlerde, uygun ayarlarla, her türlü Manyetik Rezonans Görüntülemesinin (MR) bu hastalara yapılabilmesini sağlamaktadır.
Parkinson hastalarında beyin pillerinin ömrü 4-6 yıl arasında idi. Daha yüksek elektrik akımına ihtiyaç duyulan Distoni hastalarında ise bu süre daha da kısa olabiliyordu. Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde hem dışarıdan şarj edilebilen ve 20-25 yıla kadar ömrü olan pilleri uygulamaya hem de beyin içerisine verilen elektrik akımının yönünü ve şiddetini ayarlayabilecek teknolojiye sahip cihazlar kullanmaya başlandı.
Deneyimli ellerde ve doğru teknoloji ile yapılan beyin pili ameliyatlarının riski çok azdır.
Beyin pilleri başta Parkinson hastalığı olmak üzere, “Esansiyel Tremor” denilen titreme olguları ve aşırı vücut kasılmalarının meydana geldiği “Distoni” de tıbbi tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda başarı ile uygulanmaktadır.
Bu ameliyatlar hasta uyanık iken, konuşa konuşa ve hasta ile sohbet halinde gerçekleşir. Hastalar ameliyat sırasında birkaç adet uyuşturucu iğnenin ağrısından başka ağrı ya da acı duymazlar. Ameliyat yaklaşık 3-3.5 saat gibi bir sürede tamamlanmaktadır.
Bu ameliyatlarda beynin içerisinde hedeflen 2-3 mm çaplı bir alanın bulunarak Beyin pili elektrotlarının bu noktalara hatasız yerleştirilmesi gerekmektedir. Sonuçların son derece yüz güldürücü ve risklerin bu kadar az olmasını sağlayan, yani ‘doğru yere doğru müdahale edilmesini sağlayan’ en güvenli yöntem ise ‘Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği’dir.
Beyin pili takılan hastalarda, ameliyattan birkaç gün sonra beyin pilleri ayaktan poliklinik kontrolleriyle açılmakta ve yaklaşık 2-3 haftalık bir kontrole gidip gelme süreci sonucunda bu hastalara en uygun gelecek, onlar için en fazla randımanı sağlayacak pil ayarlarına ulaşılarak normale yakın yaşamlarına kavuşması sağlanmaktadır. Bu süreçten sonra hastaya her yıl 3 veya 4 defa kontrole gelmesi söylenmekte olup, rutin kontrol muayeneleri ortalama 3-4 ayda bir planlanmaktadır.
Bu girişimlerde beyin cerrahisi alanında yapılan diğer ameliyatlara göre riskler “deneyimli ellerde” göreceli olarak oldukça düşüktür. Beyin kanaması, enfeksiyon, kol ve bacaklarda güçsüzlük, konuşmada ya da görmede bozulma gibi komplikasyon riskleri ile % 1-2 oranında karşılaşılabilmektedir.
Beyin pillerinin hastalara sağladığı katkı, “Hastalığın saatini geri almak” diye tanımlanabilir. Bu tedavi sayesinde bağımsız yaşayamayan, sosyal hayattan kopan kişiler yeniden bağımsız yaşama şansı bulabilmekte, önemli bir kısmı da mesleklerini tekrar icra edebilme şansı yakalayabilmektedir.
Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde dışarıdan şarj edilebilen ve 25 yıla kadar ömrü olan piller uygulanmakta olup, beyin içerisine verilen elektrik akımının yönünü ve şiddetini istenildiği gibi ayarlayabilecek teknolojiye sahip cihazlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu gelişmeler tedavideki başarı oranını artırırken, uzunca bir süre pil değişimine ihtiyaç kalmamasına da olanak sağlar.
Hareket bozukluğu hastalığı olan her hastaya cerrahi girişim uygulamak mümkün olmayabilir. Hastaların ameliyattan yarar görüp göremeyeceklerine veya böyle bir girişime aday olup olmadıklarına ancak ayrıntılı klinik değerlendirme ve testler sonrasında karar verilmektedir.
Beyin pili takılan hastaların normal günlük yaşantılarında hiçbir değişiklik olmamaktadır. Hastalar çok sert olmayan, kafa travmasına neden olmayacak tenis, bilardo gibi her türlü sportif faaliyetleri sürdürebilir, yüzebilir ve bisiklete binebilirler.